15 Eylül cuma günü biricik kızım, evladım, hayatımın aşkı prensesim Lumi’yi kaybettik.

Annem, kardeşim ve ben onu çok ama çok sevdik. O bizim için hiçbir zaman sadece bir kedi olmadı. Evlat oldu, kardeş oldu, dost oldu, aşk oldu. Sevgi o kadar çoktu ki…

Cuma günü akşam son günlerde hiç çıkmadığı kutusunda uyurken öldü bebeğim.  Anlamadık bile… Ama onun için en rahatı oldu bunu çok iyi biliyorum. Ertesi gün apartmanımızın bahçesine ağlaya ağlaya ellerimizle gömdük onu. Önce temizledik, pudraladık, en sevdiği yeni yıkanmış bir çarşafa sardık. Yanına da bir iki oyuncağını koyduk. Üzerine bir çiçek diktim.

O bahçe çok bakımsız bir yer ama ben orayı onun için cennet bahçesi yapacağım. Her yere çiçekler, her mevsim çiçek açan ağaçlar, bitkiler dikeceğim.

Şuan acımız çok taze, ağlamaktan yüzümüz gözümüz şiş ama yasımız bittikten sonra onu sevgiyle ve gülümseyerek hatırlayacağız her gün…

Belki bizi anlayamayanlar olur. O sadece bir kediydi diyenler olur. Herkese ve her düşünceye saygım var. Ama ben hiçbir zaman insanları hayvanlardan daha değerli görmedim. Ben bütün canlıları aynı değerde gördüm. Aynı sevgiyle sevdim. Ailemi nasıl sevdiysem bebeğimi de öyle sevdim.  O benim ailemdi. Ailemden birini kaybettim. Hayatımın ışığını kaybettim.

Lumi hastayken hiç istemesek de kardeşimle bir şey olursa diye baya bir mezarlık araştırdık. Ama ne yazık bizim ülkemizde (ve bir çok yerde) insan dışındaki canlılar için böyle yerler pek yok. Olanların da başına ne geleceğinin garantisi yok. İnsanların onları daha çok ormanlara gömdüklerini öğrendik. Bizim ailemizden birini ormanda bilinmedik bir yere gömmeye gönlümüz el vermedi. Onu yanımıza gömdük bu nedenle.

Beni anlayacağınızı düşünüyorum. Bir müddet yasta olacağım. Sonra hayata geri döneceğim.

Şimdilik hoşça kalın ama hep sevgiyle kalın. Hep sevin, bütün canlıları sevin. Sevdiklerinizden sevginizi esirgemeyin.

Sizi çok seven Mavi Ojeli Kız.

Önerilen Yazılar:

  • Yazı Önerilmedi