Aslında şuana kadar pek bahsetmedim ama ben tam bir John Frieda hayranıyım. :)

Yaklaşık iki senedir John Frieda kullanıyorum. Tabi arada denediğim değişik şampuanlar da oluyor ama genelde bir iki yıkamadan sonra gene ve gene John Frieda’ya geri dönüyorum.

Peki bunu sebebi nedir? Öncelikle saçımın çok fazla işlem (boya, fön vs.) görmesinden dolayı acayip yıpranmış olması. Bu gibi durumlarda saçı tekrar eski haline döndürmek neredeyse imkansız. Çünkü saç vücudumuzun ölü kısmı. Yani kendini yenileyen bir yapısı yok derimiz gibi. Bunu sadece deri altında kalan kökler yapıyorlar. İşte bu sebebten ötürü saçı yapılandıran şampuanlar aslında pek bir işe yaramıyorlar. Ki çok kullandım bu tarz ürünler. Saç bir kere yıprandıysa ancak kestireceksiniz.

İşte bu sebepler yüzünden benim şampuanda aradığım en en en önemli özellik saçı yoğun bir şekilde nemlendirmesi. Bakım kremlerinde de aradığım budur.

Şuana kadar bir sürü şampuan kullandım. Pantene, Elidor, Loreal Elseve, Dove, Toni&Guy vs. böyle uzayıp gider bunların listesi. Sonuç olarak yıkarken saçımı nemlendiren, kurutmayan, düğüm olmasını sağlamayan, güzel kokan en başarılı şampuan markam John Frieda oldu. Aslında Hayashi‘yi de çok beğendim ama indirimli hali bile çok pahalı olduğu için almıyorum. :)

Tabi bu yazdıklarım benim gibi çok yıpranmış ve işlem görmüş saçlar için geçerli. Saçlarınızda boya yoksa ve sağlıklıysa Dalin’le de yıkasanız yumuşacık oluyor ki boyasız bir dönemim de Dalini de baya kullamışlığım var. :)

Ya da saçınız daha az yıpranmışsa o zaman gene diğer şampuanlar da işinizi görebilir. Misal bir dönem Loreal Elseve’i çok kullandım. Saçım daha iyiydi o zamanlar. Bir de çok güzel kokuyordu. Şuanda piyasada olmayan mor renkli hacim veren bir şampuanı vardı Loreal Elseve’in. İnanılmaz güzel kokardı herkes saçıma ne güzel kokuyor derdi. :D

Sonraları John Frieda ile tanışınca neredeyse hepsini bıraktım. Arada yeni çıkan şampuanlarını denediğim oldu ama gene hüsranla kendi şampuanıma koşa koşa geri döndüm. Çünkü John Frieda’nın tek kötü tarafı pahalı olması. Ben bu sebeple fırsat sitelerinde rastladığımda alıp stokluyorum. Tabi saçımı aniden boyatınca elimde kalan şampuanlar olabiliyor. :D

Bir dönem saçım çok döküldüğünde meşhur cildiyecime gitmiştim. Bana o demişti böyle durumlarda dışarıdan uygulanan ürünler pek işe yaramıyorlar diye. Aynı şey tırnak için de geçerli. Çünkü ciddi dökülme sorunları (mevsimsel olanlar hariç) genelde vücutta bir eksiklik olduğunun göstergesidir. Bu durumda ya beslenmenize özen göstereceksiniz ya da eksik vitaminleri hap yoluyla alacaksınız.

Ben aynı mantıkla artık çok yıpranmış olan saçın da dışarıdan ürünlerle tedavi olacağına inanmıyorum.  Ancak saçı nemli tutmak çok önemli. Kuruyan saç iyice rezil bir hale geliyor çünkü. Nemini koruduğunuzda saç hem daha iyi görünüyor hem de daha uzun dayanıyor.

Gelelim John Frieda’ya, diyeceksiniz ki hiç mi beğenmediğin ürünü yok? Tabi ki var. Mesela hacim veren şampuanını beğenmedim çünkü saçımı çok kuruttu. Ama onu da annem çok beğendi. Çünkü saçı işlemsiz, yağlı ve ince telli. :) Bunun dışında kuru şampuanı başarısız bence hiç para verip almayın. Ama bu ikisi dışında neredeyse her renk için olan şampuanını denedim ve hepsi gerçekten çok güzel. Duyduğuma göre bazı insanlarda dökülme yapıyormuş ama ben 2 küsür senedir kullanıyorum hiç öyle bir şeyle karşılaşmadım. Ama gene de böyle etkiler kişiye göre olabilir aklınızda olsun. :)

Bir de ufak bir yöntemimi anlatmak istiyorum. Ben saçımı kremlerken John Frieda’nın bakım maskesini de saç kremine karıştırıp saçıma sürüyorum. (onu fotoğraflamayı unutmuşum.) Çok güzel oluyor saç, tavsiye ederim. :)

Buarada fotoğraflarda evde olan ürünleri kullandım. Arada bir iki tanesini unutmuşum gerçi. Ama orada gördüğünüzden daha fazla ürününü kullandım. :) Stoklarım da var tabi. ;)

İşte saç serüvenim de böyle. :)

Herkese eğlence dolu bir cumartesi diliyorum! :)

Önerilen Yazılar: